Nedim BAKIRCI. Konya: Kömen Yayınları, 2010 ISBN : 9756527580 Açıklama : Eserde seçilmiş 50 Kırım Tatar masalının latin harfleri (Türkiye Türkçesi alfabesi) ve Türkiye Türkçesine aktarımı bulunuyor. Ayrıca kitabın başında masallar ile ilgili inceleme bölümü mevcut.
Cafer Seydahmet KIRIMER Ankara: Kırım Gelişim Vakfı, 2009 Yayına Hazırlayan : Sabri ARIKAN ISBN : 978-605-89028-1 Açıklama : Cafer Seydahmet Kırımer, Milli Duygu. Ankara, 2009. 48 sayfa. Basım, yayın ve dağıtım hakkı, Eskişehir Kırım Halkbilim Araştırma Gençlik ve Spor Kulübü Derneği’ne aittir. Yayına Hzırlayan: Sabri Arıkan. (ISBN 978-605-89028-1) Kırım Türklerinin tanınmış lideri Cafer Seyahmed KIRIMER (1889-1960) siyasi yazılarına ilaveten hikayeler de yazmış, Kırım milli mücadelesini, ideallerini ve ananevi yaşamını aksettirmeğe çalışmıştır. Bu edebi yazıları ilk defa Emel dergisinin Köstence’de ve daha sonra İstanbul’da yayınlanan sayılarında çıkmıştır. Hikayelerinden on biri Nurlu Kabirler başlığı altında 1992 yılında bir kitap olarak tekrar yayınlanmıştır. Sabri Arıkan, Kırımer’in üç hikayesinin Nurlu Kabirler cildinde yer almadığını farketmiş ve bu eksikliği gidermeğe çalışmıştır. Sayın Ömer Özcan ve Recep Şen’in yardımlarıyla ortaya çıkan Milli Duygu aşağıdaki hikayeleri içermektedir: “Cin Mambet,” Emel Mecmuası, sayı 134-143, 1938. “İslam Ağa,” 1938,” Emel Mecmuası, sayı 126-130, 1938. Emel, sayı 23, 1964 “Milli Duygu,” Emel, sayı 24, 1964 Ayrıca, Prof. Dr. Halil İnalcık’ın Cafer Seydahmed’in ölümünün 5. yıldönümü vesilesiyle 1965’te yazdığı yazı Milli Duygu’da yer almaktadır. Kitapçık, Kırım Gelişim Vakfı tarafından kültür hizmeti olarak ücretsiz dağıtılmaktadır. Tanıtan: İnci Bowman
İlhan ERSOY İzmir: Ege Üniversitesi, 2010
Yücel ÖZTÜRK. Ankara: T.C. Kültür Bakanlığı, 2000 ISBN : 9751723639 Açıklama : 1. baskı, 15.5 x 23.5 cm., XXXIV + 570 sayfa, Türkçe, Karton kapak.
Oleksa HAIWORONSKI Akmescit: ., 2006
Oleksa HAIWORONSKI Akmescit: Dolya, 2003
Kemal ÖZCAN İstanbul: Babıali Kültür Yayıncılığı, 2010 ISBN : 978-9944-118-48-4 Dünyanın görmediği zulüm… Kırım Türkleri, asırlar boyunca yaşadıkları vatanın stratejik öneme sahip olmasından dolayı sürekli olarak Rusların baskısı altında kalmışlardır. Osmanlı İmparatorluğunun Karadeniz’in kuzeyinden çekilme mecburiyeti bölge için sonun başlangıcı olmuştur… Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı himayesine giren Kırım Tatar Hanlığı, ‘Karadeniz siyaseti’ çerçevesinde hep bir güvenlik unsuru olagelmiştir. Ancak 1774 tarihli Küçük Kaynarca Anlaşması’yla, Kırım’ın Osmanlı himayesinden çıkışı sonrasında 1783’te Rusya tarafından ilhakı, Kırım Türklerinin hayatında, günümüze kadar sürüp gelen çok dramatik ağır olayların yaşanmasına sebep olmuştur. 134 yıl boyunca Rus Çarlığı tarafından yok edilmeye çalışılan Kırım Türkleri, 1917 yılındaki Sovyet Devrimi’nden sonra aksine vaadlere rağmen daha beter imha hareketlerine maruz kalmış, tarihin büyük kan dökücülerinden Stalin, 1944 senesinde Türkleri yerlerinden, yurtlarından kazıyarak, hayvan vagonlarında Sibiryalara, Rusya içlerine sürmüştür. O zoraki göçlerde birçok muhacirin yollarda öldüğünü söylemeye gerek yok. Fakat dünya, Ermenilere dair her iddiaya kulak kabartırken bu insanlara yapılan zulmü hiçbir zaman görmemiştir. İşte bu eser, Sovyetler Birliği döneminde Kırım Tatar Türklerinin maruz kaldığı kitlesel sürgün hareketini işlemektedir. Bir halkın tamamen kendi dallarına tutunarak, sırtını kimseye dayamadan, her sene “18 Mayıs gününü soykırım günü ilan edelim” diye uluslararası arenada ağlamadan, kan akıtmadan, kana bulaşmadan, onur ve vakarla…
İlyas KEMALOĞLU. İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2009 ISBN : 9789754377194 Altın Orda’nın Rusya üzerindeki etkileri ilgi çekici ve çok az incelenmiş bir konudur. Türkçe kaynakların günümüze ulaşmaması ve tarihçilerimizin kaynakların Rusçalarına erişme şansına sahip olmamaları yüzünden bu konuda yapılan araştırmalar çok sınırlı kalmıştır. Altın Orda Devleti tarihi, Türk tarihi içinde en az bilinen alanlardan olmuştur. Elinizdeki kitap, boşluğu kısmen doldurmaktadır. Altın Orda’nın Rusya üzerindeki etkilerini tespitte, konunun şimdiye kadar araştırılmamışlığı yanında başka zorluklar da vardır. Altın Orda’dan önce de sonra da Ruslar bu coğrafyadaki Türk halklarıyla irtibat içinde olduklarından, hangi etkinin hangi döneme ait oluğunu tespit güçleşmektedir. Bu sebeple, kitapta, Altın Orda öncesi ve sonrasındaki iki farklı Rus devleti karşılaştırılmak suretiyle farklılıkları belirtmeye çalışılmıştır. Bu tespitler, Altın Orda Devleti’nin siyasî, idarî ve sosyo-kültürel yapısıyla mukayese edilmiş, etkileşim alanları ve şekilleri ortaya konulmuştur. Burada tek bir etkileşim türünden de bahsetmek mümkün değildir. Çünkü Hanların Rus topraklarında baskı kullanarak uyguladıkları değişikliklerin yanında, Altın Orda hâkimiyetinin dolaylı etkilerinden ve Rusların Altın Orda’nın çeşitli uygulamalarını gönüllü olarak benimseyip örnek almalarından da söz edilmelidir. Bu çalışma, tarihten hukuka, askerlikten dine, ekonomiden işletmeye, mimariden sanata, dilden edebiyata geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Kaynak yokluğu nedeniyle karşılaşılan zorluklara rağmen, konu daraltılmamış ve Altın Orda’nın Ruslar üzerindeki etkilerinden bahsedilmeye…
Vedat Fikri HALLAÇ Güncel Yayıncılık, İstanbul, 2009. ISBN : 9789944840613 Açıklama : 1.Baskı Sayfa Sayısı: 235 Ebat(En-Boy): 135×210 mm Kene ile bulaşan ölümcül kabusun tarihsel gerçeklere dayalı çarpıcı öyküsü… Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına adını veren Kırımda, tarihin derinliklerinden çıkıveren bir katliam gerçeği, bizi 1944 yılına götürüyor. Yüzbinlerce Kırım Türküne uygulanan sürgün, zulüm ve soykırım sürecinde filizlenen tertemiz bir aşk, bize aşkın dini ve ırkı olmadığını gösteriyor. Ve, yanıtlanması gereken büyük bir soru ortaya atıyor: Kırım Kongo Kanamalı Ateşi bir biyolojik silah olarak mı üretildi?.. MOSSADın bu işteki rolü ne?.. Gizli servislerin sıcak savaşını bir solukta okuyacaksınız…
Mustafa YILDIZ İstanbul: Kömen Yayınları, 2010 Çağatayca sonrası ortaya çıkmış olan Türk yazı dillerinden birisi de Nogay Türkçesi’dir. Nogaylar ve onların dilleriyle ilgili ilk araştırmalar 18. yüzyılın ortalarında Rusya merkezli başlamıştır. Türkiye’de ise bu çalışmaların tarihi 20. yüzyılın ortalarını bulmuştur. Genel olarak çağdaş Türk yazı dilleriyle ilgili araştırmaların önemli ölçüde artış gösterdiği tarih ise Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinden sonraki yıllar olmuştur. Bugün itibarıyla önemli ölçüde bir birikime ulaşmış olan bu çalışmalar tüm hızıyla devam etmektedir. Biz de elinizdeki bu kitapla Nogaylar ve Nogay Türkçesi ile ilgili olarak bu alandaki araştırmalar bir katkıda bulunmak istedik. Eseri hazırlarken sadece akademik alandaki ilgiyi değil aynı zamanda Türkolojiye gönül vermiş olanların ilgisini de gözettik. Ayrıca bu kitabın, 19. yüzyılda Dağıstan’ın Rus idaresine girmesiyle bölgeden Türkiye’ye göç eden Nogaylar’ın da dikkatini çekeceğini ümit ediyoruz
