Kırım Savaşı’ndan Sonra Anadolu’ya Yapılan Göçler ve Amasya’da İskan Edilenler
Kitap , Latin , Türkçe / 28 Aralık 2017

Emine ALTUNAY ŞAM Ankara: Pegem Yayınları, 2011. ISBN : 9786053642015  Açıklama : 1. Baskı, Basım Tarihi: Kasım 2011 Ankara 120 sf. Ebat: 13×19.5 Rusların yayılmacı politikası sonucu, vatanlarından sürgün edilen Kafkas halklarının verdiği mücadele, insanlık tarihinin en dramatik ve hafızalardan silinemeyecek olaylarından birini teşkil eder. Sürgün edilenler, baskı ve zulüm karşısında direnişin de bir sonuç vermediğini anlayınca, Rusların Batı Sibirya’ya göç etme, ya da ülke dışına sürme politikalarından birine boyun eğmek zorunda kaldılar. Osmanlı topraklarına göç etmek onlar için en uygun seçenekti. Sürgün edilenlerin bu topraklara ulaşmaları ve yerleşmeleri, göçmenler için yeni bir başlangıca kapı aralamaktı belki, fakat bunu başarmak hiç de kolay olmayacaktı. Göç etmeye mecbur bırakılan halk, varını yoğunu terk edip bir canıyla yollara düşmüş, açlık, salgın hastalık ve sefalet içinde göç yollarında çektiği zorlukların dışında, ölümle de burun buruna gelmiş, önemli kayıplar vermiştir. Osmanlı Devleti, kabul etmekte sakınca görmediği göçmenleri, siyasî, ekonomik, askerî ve toplumsal temeli de güçlendirecek bir insan kaynağı olarak değerlendirmiştir. Tarih boyunca zulme uğramış, sindirme ve baskı politikalarıyla aynı akıbete maruz kalmış pek çok toplum vardır. Ancak mülteci durumundaki böyle kitlelere Osmanlı Devleti gibi kol-kanat olan bir başka devlete rastlamak hemen hemen mümkün olmamıştır. Devletin içinde bulunduğu siyasi, askeri, ekonomik sorunlara rağmen, tebaasıyla bütünleşerek gelen göçmenleri, yeni vatanları olacak topraklara…

The Crimean Khanate and Poland-Lithuania
İngilizce , Kitap , Latin / 28 Aralık 2017

Dariusz Kolodziejczyk Brill Academic Publishers, Incorporated, 2011. This is an extensive study, supplemented by an edition of relevant sources, of the diplomatic contacts between Poland-Lithuania and the Crimean Khanate between the early 15th and the late 18th century. It contains a chronology of mutual relations, a formal analysis of various types of documents, and a glimpse into the working of the Crimean chancery, where Genghisid and Islamic forms mixed with those borrowed from Christian Europe. The book provides a fascinating insight into the intercultural exchange between Catholic Poland (with Latin and then Polish as the main chancery language) and predominantly Orthodox Lithuania (with Ruthenian as the main chancery language) on the one hand, and the Muslim Crimean Khanate (with Khwarezmian Turkic and then Ottoman Turkish as the main chancery language) on the other. It depicts Eastern Europe as a zone of contact, where the relations between Slavs and Tatars were by no means always hostile.

Bellek- İnsan- Eser: Cengiz Dağcı
Kitap , Latin , Türkçe / 28 Aralık 2017

İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2011 Sanatçılar eserleri aracılığıyla halkların yaşadıklarını dünyaya duyurur ve insanlığın belleğine nakşederler. Özellikle edebî eserler insanlık tarihinin ve milletlerin belleğidirler. Yaşanan zaferler, mutluluklar ve acılar edebî eserlerde sanatçının farklı ve duyarlı yaklaşımıyla ölümsüzlük kazanır ve nesilden nesile ulaşırlar. Türk Dünyası edebiyatları da Türk milletinin belleği ve halklar arasındaki kültür köprüsüdür. Kırım Türklerinin acılarını, mücadelelerini eserlerinde dile getirmekten hiç vazgeçmeyen Cengiz Dağcı bu kültür köprüsünün ne önemli halkalarından birisidir.

XVII. Yüzyılın Birinci Yarısında Moskova Devletinin Tatarlarla Mücadelesi
Kitap , Latin , Türkçe / 28 Aralık 2017

Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2011.   Özet: Bizim bu çalışmamızın amacı, Tatarların devamlı askeri harekete teşvik eden, bunların devam etmesini sağlayan ve Moskova’nın bu akınlara karşı koymasını zorlaştıran güçleri (sebepleri) tespit etmek, bu mücadelenin Moskova’nın dış politikası ile bağlantıyı ve hükümetin iç politikasına yaptığı etkiyi belirlemek, mücadele sürecini inceleyerek gerçekleşen değişim ve sonuçları ortaya koymaktır. İçindekiler: YAYINA HAZIRLAYANLARIN ÖNSÖZÜ ÖNSÖZ I. BÖLÜM XVI. YÜZYILIN İKİNCİ YARISINDA MOSKOVA – TATAR MÜNASEBETLERİ Genel Olarak Livonya Savaşı Arifesinde Moskova-Polonya ve Kırım Münasebetleri Hakkında Mülâhazalar 1550’lerde Ulu Nogay Ordası’nın Parçalanması ve Livonya Savaşı Dolayısıyla Bunun Önemi Livonya Savaşı’nda Tatarlann Rolü Livonya Savaşı’nın Bitişinden 90’lı Yıllara Kadar Olan Dönemde Moskova-Tatar Münasebetleri XVI. Yüzyılın Sonlarında Moskova Devleti’nin Güney Sınırlarında Moskova-Ulu Nogay ve Moskova-Kırım Arasında Barışın Teessüsü Moskova Devleti’nin Savunma Kudreti II. BÖLÜM POLONYALILARIN MÜDAHALE DEVRİNDE MOSKOVA-TATAR MÜNASEBETLERİ 1607 Yılında Moskova Devleti’ne Karşı Kurulan Polonya-Kırım İttifakı Vasiliy Şuyskiy’in Hükümdarlığı Zamanında Ulu Nogay Ordası’nın Moskova’ya Karşı Savaşa Katılması XVII. Yüzyılın Başında Moskova Devleti’nin Güney Sınırlarının Savunma Durumu 1607-1617 Yıllarında Rusya Topraklarına Yapılan Tatar Hücumlarının Kısaca Özeti Polonya ve Kırım İttifakının Bozulması, Kırım’ın Savaştan ÇıkmasI Kırım ve Moskova Devletleri Arasındaki Barış Antlaşmasının Yenilenmesi Ulu Nogaylann Savaştan Çıkarak 1616 Yılında Moskova Tâbiyetine Girmeleri III. BÖLÜM MOSKOVA DEVLETİ’NİN GÜNEY SINIRLARINDA SÜKÛNET VE KIRIM…

Qırım
Kırım Tatarca , Kitap , Latin / 28 Aralık 2017

Necip Hacı FAZIL Hazırlayan: Saim Osman KARAHAN. İstanbul: Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği, 2011  

The Russian Annexation Of The Crimea 1772 1783
İngilizce , Kitap , Latin / 28 Aralık 2017

Alan W. FISHER. Cambridge University Press, 2008. ISBN : 9780521077606  Açıklama : Paperback, 200 pages,Dimensions: 216 x 140 mm, Weight: 0.26 kg   The Black Sea and the coastal areas have played an important role in the history of eastern Europe and western Asia. Byzantium, Kiev Rus, the Golden Horde, Lithuania, Poland, the Ottoman Empire and Muscovy all tried to control parts of its area at various periods in history. From 1475 for three hundred years the Ottoman Turks controlled the Black Sea and the lands surrounding it. In 1783 Catherine annexed the Crimean peninsula, with its Muslim Tatar population, to the Russian Empire after a major Russian military victory over the Ottomans. The effect on the Ottoman Empire was significant. It lost its Tatar military forces when traditional means of securing recruits for the army had broken down; lost its secure northern frontier – the route to Istanbul itself was now open; it lost, for the first time, a Muslim province. This book provides a scholarly and balanced account of an important part of the transformation of the Muscovite state into a multinational empire. It also contributes to our understanding of the decline of the Ottoman Empire.

Gamalı Haç ile Kızıl Yıldız Arasında Türkler
Kitap , Latin , Türkçe / 28 Aralık 2017

Neşe SARISOY KARATAY. Sinemis Yayınları, İstanbul, 2011. ISBN : 9758759965  Açıklama : Kitap Kağıdı 450 sayfa, 14×21 cm, Karton Kapak   Dünya Tarihi kitaplarında onlara yer verilmedi… İki ordu, iki sembol ve iki diktatör arasında can verdiler…. Cevdet, Osman, Mustafa . Kimse onların hayat öyküsünü filme almadı. Nazi rejimini anlatan yüzlerce filmde figüran bile olamadılar…. İşte Batılı tarihçilerin yok saydığı milyonlarca Müslüman’ın trajik hayat hikayesine bu kitapta tanık olacaksınız. İkinci Dünya Savaşı’nın acı bilançosu Hitler’in 17, Stalin’in ise 25 milyon insanın ölümünden sorumlu olduğunu gösterir. Tarih kitaplarında yer almasa da, Sovyetler Birliği’ndeki milyonlarca Türk ve Müslüman da bu savaşta acı çekti, yüz binlercesi sürüldü, yüz binlercesi öldü ve yüz binlercesi vatansız kaldı. İşte elinizdeki bu kitap, dünya tarihinin Alman Nazi ve Sovyet Kızılordu cephesi arasında unuttuğu; Azeri, Kazak, Kırım ve Kazan Tatarlarının, Çeçenler ve Kafkas Halklarının, Özbek, Türkmen, Ahıska Türkleri, Karaçay ve Kırgızların acı öykülerini dile getiriyor. Ekim devrimi, kendi çocuklarını yemeye başladığında, onların da korkunç günleri başladı. Allah’tan başka kimseleri kalmayan bu insanlar, 1917 İhtilalinin minareleri devirdiğine, Müslüman aydınların tutuklanıp, çalışma kamplarına gönderildiğine ve hatta öldürüldüklerine tanık oldu. Almanlara esir düştüler. Nazi esir kamplarında işkenceler, açlık ve salgın hastalık sonucu acı içinde can verdiler. Milyonlarca Müslüman isimsiz toplu mezarlara gömüldü, başlarına haçlar…