Zekeriya KARADAVUT İstanbul: Kömen Yayınları, 2013 ISBN : 9786055184117 Kırım Tatar Türkleri, tıpkı diğer Türk Boyları gibi, zengin bir folklora sahiptir. Bu kitapta; Kırım Tatarları’na ait destan, masal, efsane, tekerleme, atasözü gibi folklor ürünleri, Kırım Tatarcası ve Türkiye Türkçesi ile karşılıklı olarak verilmiştir.
Kaan TURHAN İstanbul: Doğu Kitabevi, 2013. ISBN : 9786055292065 Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, İsmail Gaspıralı ve Sultan Galiyev: Birbirlerine hem uzak hem yakın aydınlar. Dil, din, düşünce, kadın, toplumsal eleştiri ve geleceğin bağımsız dünyasını kurmak için gösterilen çaba. Osmanlı’nın çöküşünün tartışıldığı dönem, Rusya’da yaşayan Türklerin varlık mücadelesinin görüldüğü dönem: çeşitli gruplaşmalar, siyasal örgütler, dernekler, vakıflar: bu kargaşa içinde bir çözüm umudunun arayışı içindedirler. Çeşitli siyasal akımlar bu tartışmalarda etkisini göstermiş ve geleceğin bağımsız Türk ülkesini kurgulamaya çalışmışlardır. Bu çalışma, yakın dönem tarihimize yön vermiş yapıtları ve mücadeleleriyle; dört Türk aydınının, Türk dünyasının sarpa sarmış, karmaşıklaşmış yapısına, Batı’ya sonuna kadar bağımlı hale gelmesine karşı yükselttikleri çığlığa tercüman olmayı amaçlıyor. Bu dört büyük Türk aydını, Türklerin umudunun tükenmeye yüz tuttuğu, gerçek bir çöküş sürecine girildiği bir dönemde yol gösterici olmuştu. Ve her daim, Türk dünyasının tam bağımsızlığı için yol göstermek üzere aramızdalar.
Nurer UĞURLU İstanbul: Örgün Yayınevi, 2013 ISBN : 9786054795017 Açıklama : 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel “Sürgün Kırım Türkleri”nin anayurtlarına dönüşüne Türkiye Cumhuriyeti’nin maddî ve manevî yardım ve katkılarını anlatıyor (1944-1995). Kırım Türkleri, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Nazilerle işbirliği yaptıkları gerekçesiyle Stalin tarafından Orta Asya ile Sibirya’ya sürgün edildiler (1944). 1967’de yasal olarak itibarları geri verildiyse de topraklarına dönme izni verilmedi. 1980’lerin sonunda Kırım Türklerinin yurtlarına dönmek için yaptıkları gösteriler, sorunu dünya kamuoyunda yeniden gündeme getirdi. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Kırım Türkleri, Türkiye ile Ukrayna Cumhuriyeti arasında yapılan görüşmeler ve varılan anlaşmalar sonunda 250 bin kadar Kırım Türkü anayurduna döndü. Bu dönüşle ilgili olarak Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel şunları söylemiştir: “Kırım Türkleri halen tarihî vatanları olan Kırım’a dönme çabası içindedirler. Ukrayna hükümetinin yardımlarına ve bu dönüşü kolaylaştırmak istemesine rağmen, ırktaşlarımız Kırım’a yeniden yerleşmede ciddî sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Bu sorunların hafifletilmesine Türkiye de elinden geldiğince yardımcı olacaktır.”
Bilecik: Bilecik Üniversitesi, 2011 Bilecik Üniversitesince 5-8 Nisan 2010 tarihinde düzenlenen Uluslararası Karay sempozyumuna 20 si Karay Türkü olan 60 bilim insanı katılmıştır. Bildiriler kitaplaştırılarak Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar başkanlığı tarafından 1000 Adet bastırılarak hem üniversiteye hem de ilgililere dağıtılmıştır.
Zafer KARATAY, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Mehmet Cemal Çiftçigüzeli İstanbul: Postigo Yayınları, 2013 ISBN : 9786054799084 Karadenizin kuzeyi, Ukrayna’nın güneyinde bulunan Kırım yarımadası, hem Türk Dünyası ve aynı zamanda Avrasya kıtasının merkezinde yer alan stratejik bir ülkedir. Uzun asırlar boyunca Tatar Türklerinin yurdu olan Kırım 1944 senesinde tarihin ender gördüğü bir facia yaşamış ve kanlı, kızıl diktatör Stalinin kararı ile bütün Kırım Türkleri evlerinden koparılarak Orta Asya stepleri ve Sibiryaya sürgün edilmişlerdir. Sürgün süresinde ve hemen sonrasında Kırımlı soydaşlarımız büyük nüfus kaybına uğramışlardır. Stalinin ölümü ve Sovyetler Birliği’nde rejim şartlarının değişmesini takiben 1990’lara doğru Kırımlı kardeşlerimiz öz yurtlarına dönmeye başlamışlardır. Elinizdeki kitap Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın başkanlığındaki heyetin 1991’lerin başındaki ziyareti ile 2012 yılındaki en son ziyaretinin gözlemlerini, anılarını içeriyor. İki gezi arasında geçen yirmi iki yılda değişenleri değerlendirmişler. Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, 1991’i kapsayan ilk bölümü; 2012 ziyaretini ise Mehmet Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Cemal Çiftçigüzeli kaleme almıştır. Bu kitapta ayrıca, Zafer Karatay’ın Kırım’ın kısa tarihçesi ve bugüne ait aydınlatıcı yazısını da bulacaksınız.
Mustafa Necati SEPETÇİOĞLU İstanbul: İrfan Yayınevi, 2013 … Kırım, 1071 yılından bu yana, Batı Türkü’ne yurd olmuş bir toprak gibi, tıpkı öyle bir vatan iken, nasıl bir kahpe kadere sürüklendiğini, nasıl bir kanlı kıskacın sinsi hesaplarında yıldan yıla kıstırılıp, yok edildiğini kör gözlerin bile rahatça okuyabileceği iri harflerde yazılmış bir hazin belge olarak gönül acımızdır. Sadece bizim değil, eğer bir parçacık utanması var ise, hümanizm adına mangalda kül bırakmayan yazar çizerlerin, Uluslararası Af Örgütlerine kapılanmış profesörlerin, Rozenbergler’den Allendeler’e ağıt yakan filmcilerin, tiyatrocuların, beynelmilel komünizme satılmış veya satılmamış bütün insanların yürek ve gönül acısı olması gerekirken, ola ola bir yüz karası olmuştur. Neden? Bu sorunun cevabını, sanırım, Sovyet Komünist Partisi Merkez Komitesi Sekreteri İliçev veriyor: “Komünizm uğruna açılan savaşta, tam bir hürriyete sahibiz. Komünizme karşı açılan savaşta, hürriyet diye bir şey hiçbir zaman olamaz!..”
Ahmet GÖKBEL. XI. ve XII. Yüzyıllarda Karadeniz’in kuzeyinde geniş bir alana yayılarak siyasi bakımdan etkili olan, farklı şekillerde mevcudiyetini günümüze dek sürdüren Kıpçak Türklerini bütün yönleriyle ele alan bir kitaptır. Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde Kıpçakların kökenleri, siyasi tarihleri, yayıldıkları alanlar, göçleri, komşularıyla ilişkileri ve bugün yaşamakta oldukları yerler aydınlatılır. İkinci bölüm Kıpçakların diline, bu dille verdikleri eserlere, aile yapılarına, toplumsal bir varlık olarak kadına verdikleri öneme, ekonomik durumlarına ve sanat-mimarî anlayışlarına ayrılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümü ilk iki bölüme nazaran hiç işlenmemiş olan bir konuya değinir: Kıpçakların dinî tarihine. Geleneksel din tarihimiz içerisinde Kıpçakların yeri, Kıpçakların farklı zamanlarda ve değişik dinler karşısında aldıkları tavırlar açıklanır. Kıpçak Türklerini daha yakından tanımak için… Stok Kodu:9789754373462 Boyut:12×19,5 Sayfa Sayısı:384 Basım Tarihi:2000 Kapak Türü:Karton Kapak Kağıt Türü:I. Hamur
Serhat KUZUCU İstanbul: Selenge Yayınları, 2013 ISBN : 9758839957 Açıklama : Kitap Kağıdı 296 sayfa 13,5×22,5 cm Karton Kapak Rusya, Osmanlı imparatorluk tarihinin son üç yüzyılına damgasını vuran devletlerin başında gelir. İki devlet arasındaki ilk münasebetler Fatih Sultan Mehmetin Karadenizin kuzeyindeki Ceneviz kolonileri olan Kefe ve çevresini yani Kırım Hanlığını ele geçirmesi ile başlamıştır. Ancak bu münasebetler Osmanlıların Avrupa ve Güney Doğu Asya ile meşgul olmasından dolayı o dönemde fazla gelişmemiştir. İlerleyen dönemlerde iki imparatorluğun coğrafi konumları, jeopolitik koşulları ve aralarındaki ticari ve siyasi rekabet çatışma ortamının doğmasına sebebiyet vermiştir. Özelikle I. Petro ile başlayan Rus yayılmacı ve sıcak denizlere ulaşma siyasetinin hedefinde Osmanlı Devletinin bulunması bu durumun ortaya çıkmasında asıl etken olmuştur. Daha sonra Rus tahtına çıkan hükümdarlar ve özellikle Çariçe II. Katerina tarafından bu siyasetin devam ettirilmesi Osmanlı Devletinin büyük toprak kayıplarına neden olduğu gibi, devletin gerileme ve dağılma sürecine girmesinde de en büyük etkeni teşkil etmiştir. İki imparatorluk arasında başlayan ilk çatışma ortamının ağırlık merkezini ise uzun yıllar Rus zulüm ve işkencelerine maruz kalacak olan Kırım Hanlığı ve Kırım Türklüğü oluşturur.
Hacı Murat ARABACI . Danışman: PROF.DR. ABDÜLKADİR DONUK Yer Bilgisi: İstanbul Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Tarih Anabilim Dalı İstanbul, 2006. Doktora Tezi Kırım Yarımadası, Karadeniz’e hakim bir noktada bulunması ve Asya’dan gelen ticaret yollarının bittiği yer olması nedeniyle ilkçağlardan itibaren birçok kavmin hakimiyetine girmiştir. Kırım, Türk Tarihi açısından en verimli dönemlerinden birini Kırım Hanlığı döneminde yaşamış ancak, 1783 yılından sonra Kırım Türkleri Rus hakimiyetine girmiştir. Bu tarihten itibaren Kırım Türkleri Anadolu’ya göç etmeye başlamışlar, bu göçler II. Dünya savaşı sonrasına kadar sürmüştür. 1944 yılında Kırım Türkleri Stalin tarafından Kırım’dan sürgün edilmişler ve uzun yıllar Kırım’a tekrar geri dönme mücadelesi vermişlerdir. SSCB’de yaşanan gelişmeler sonrasında, 1989 yılından itibaren de Kırım’a dönme hakkı kazanmışlardır.Anadolu’ya göç eden Kırım Türkleri burada çeşitli sivil toplum kuruluşları etrafında bir diaspora kimliği oluşturmuşlar ve siyasi, kültürel, folklorik vs. sahalarda `Kırım Türk Kültürü’nü yaşatmaya çalışmışlardır. XX. Yüzyılın başlarından itibaren Türkiye’de Kırım Türklerinin oluşturdukları sivil toplum örgütlerine rastlanmaktadır. Ancak, ciddi manada dernekleşme 1950’li yıllardan sonra meydana gelmiştir. İlk dönem kurulan dernekler daha çok tiyatro, halk oyunları vs. faaliyetler ile kültürel ve folklorik olarak `Kırım Türk Kültürü’nü yaşatma çabası içerisindedir. Ancak 1990’lı yıllardan itibaren SSCB’nin dağılması ile, Kırım’a geri dönüş imkanının ortaya çıkması, bir anda Türkiye’deki Kırım diasporasında bir canlanma…
Zühal YÜKSEL Ankara: Grafiker Yayınları, 2012 ISBN : 978-975-6355-87-9 Rusya’da yaşanan 1905 meşrutiyet inkılâbının özgürlük rüzgârı Kırım’da da millî edebiyatın gelişmesinde oldukça önemli bir yer tutar. Kırım’da bu şartların yaşandığı yıllarda yetişen Hamdi Giraybay; İsmail Gaspıralı, Abdüreşit Mediyev, Hasan Sabri Ayvaz, Numan Çelebi Cihan, Cafer Seydahmet Kırımer gibi bütün ömürlerini milletlerinin hem siyasî hem de fikrî açıdan bağımsız yaşamaları için harcayan Türkçü aydınlardan çok etkilenmiştir. Hamdi Giray, Sultan Galiyev’in yakın dostu olan Osman Deren Ayırlı ve Veli İbrahimov gibi, sosyalizmin Rusya’daki Türklere özgürlük ortamı yaratacağına inanmış ve hayatı boyunca bu yolda mücadele etmiştir. Ancak ne yazık ki, “Hoş keldiniz Bolşevikler Kırım’ga” diye karşıladığı Bolşeviklerin kurbanı olmuştur.
